HERKES CİBİLLİYETİNİN GEREĞİNİ YAPAR!


Ne hazindir ki hepimiz birbirimizi tanıyoruz. Ve bizler bize cevap yazan açıklamayı yapan devşirme kifayetsiz muhteris sendika başkanı da dahil hepinizi çok iyi tanıyoruz.
Bu vesileyle;
Malum sendikanın yöneticileri, 28 Şubat sürecinde tatlı su demokratlığı yaparken ve bazı bizim çok iyi bildiğimiz yöneticileri ağaçların arkasına saklanırken, Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen “Kesintisiz Demokrasi, Başörtüsüne Özgürlük” eylemlerini Ankara’da yapmaktaydı. Hatta şahsım Üniversite yıllarında bu konuda birçok eylemin içinde yer almıştı. Açıklamayı yapan her devre göre şekil almasını iyi bilen şahsın yeni adresi o tarihte; “Beceremediniz bırakın gidin.” diyenlerle birlikteydiler.
15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında durduğumuz yer “en kötü sivil yönetim en iyi darbeden iyidir” cümlesinin sahibi dergahlarda büyüdüğümüz için sizin gibilere mevzilerini koltuklarını korumayı vatanseverlik olarak yutturmaya çalışanlara cevap dahi vermeye tenezzül etmeyeceğimiz bir haldir. Ancak 15 Temmuz sonrası ziyaretimizde kendileri de bizzat bizlere bu milli hassasiyetimizi ifade eden ve bu vesileyle teşekkür eden o tarihlerdeki Sayın Valimiz, yine o tarihlerdeki başta Siyasi Partiler olmak üzere birçok siyasi ve sivil otorite 15 Temmuz akşamı, daha ilk saatlerden itibaren bizim ne dediğimizi ve nerede olduğumuzu çok iyi bilir.
“Vatan için canını feda etmenin reklamı olmaz, gereği olur” hakikatince Türkiye Kamu-Sen’in iki iş yeri temsilcisinin, 15 Temmuz akşamı Ankara’da darbe karşısındaki dik duruşları nedeniyle şehit edildiğini sen bilmesen de tarih bilir, Devletimiz iyi bilir.
Birlik ve beraberlik ruhuyla geldiğimiz meydanlardaki halinizi çok iyi hatırlıyoruz. Çoğunuz birbirinizi tanıyordunuz. Selfi çekmede yarışıyordunuz. Çünkü birbirinizin eski sohbet arkadaşlarıydınız. Demokrasiyi değil birbirinizi kolluyordunuz. . Ama hepimiz biliyoruz ki; Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Senliler ve Orhun’un kaynağından birlikte beslendiğimiz aynı ruhun temsilcileri ilk saatten itibaren darbe teşebbüsünün karşısında çelik bir yürektiler. Çünkü ulvi davamızın bize en büyük öğretisi; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Türk Milletinin ilelebet yaşaması. Ona kast edenlerle her şeyimizle mücadele etmek. Bu anlayışla, bu memleketi karşılıksız sevenlerin çelik iradeleri, dik duruşları, farklı arayışlara yönelme teşebbüslerini 15 Temmuz Saat:20.20 itibari ile rota değişimine uğratmış, tereddütleri ortadan kaldırmış, kararsızları darbe karşıtlığı safına çekmiş, kararlılara büyük bir moral destek olmuş ve darbe başarısız kılınmıştır. Onun içindir ki sendikamız devletimizin çağrısına kulak vermiş ve Yenikapı Mitingine teşkilatımızla birlikte katılmıştır. Hiçbir beklentisi olmadan… Devleti makamlarına, koltuklarına indirgeyenlerin bunları algılaması mümkün değildir elbette. Ancak tarihe not düşme adına gerçekler de ifade edilmeli, cehaletin dedikodusunun hakikatin üzerini örtmesin müsaade edilmemeli diye düşünüyoruz.
Yine bu vesileyle,
2010 yılı da mutlaka hatırlanmalıdır! Hani şu hain darbenin ilk tohumlarının atıldığı meşhur referandum… FETÖ Terör Örgütü elebaşısının “Mezardakileri de çıkarın oy kullansınlar!”, “Hacca gitmeyin, bu referandumda oy kullanın!” dediği referandum… Yargının ele geçirilmesi için yapılan referandum…
Hani Malum-Sen Genel Başkanının yemekli toplantılarda, “Tüm gücünüzle referandumda Evet için çalışın!” dediği; o günün parası ile milyonlarca liranın üzerinde evet için afiş para harcadıkları, nikâhlarındaki evetlerden daha rahat evet dedikleri o referandum… Hani Anayasa Mahkemesi Başkanının, “Kamyonlarla yargıya adam taşınıyor, bu yanlıştır yapmayın etmeyin!” dediği referandum…
2013 yılı da hatırlanmalıdır! Hani Sendikamızın hiç düşünmeden reddettiği; ama malum sendikanın seve seve kabul ettiği “Akil adamlık” fiyaskosu… Hatta O dönemki Genel Başkanlarının bulunduğu ekip Kocaeli’ye gelip akillerince bizi ihanete ve bölünmeye ikna edeceklerdi de; Milli Kuruluşlar Birliği olarak karşılarına Seyit Onbaşı, Erzurumlu Kara Fatma ve Mustafa Kemal Atatürk gibi dikilmiş, Türk Milletinin ve Türk vatanının bölünmez bütünlüğünü haykırmıştık da; geldikleri gibi gitmişlerdi! Hatta sonrasında da bizi sofra kardeşleri olan Fetöcülerle birlikte Ergenekoncu ilan etmişlerdi.. Oysa o kararlı ve inançlı tavır; dik duruşun, vatan sevgisinin, hakkın, adaletin, devletin, milletimizin ve hukukun yanında yer almaktı. O tavır; o günden 15 Temmuzu görmekti…
Ey gidi günler eyyy!!!
Ancak, bilinmelidir ki yavuz hırsız ev sabini bastırır işi bize sökmez! Bugün açıkça bir proje olduğu ortaya çıkan ve yasalarımız karşısında terör örgütü olduğu açıkça tescillenen yapı ile o günlerde cilveleşen Malum yapı; makam, mevki, şan şöhret, kin, intikam ve devleti ele geçirme arzu ve isteklerini şehvet derecesine çıkarırken; Türk Eğitim Sen’den genel yetkiyi alabilmek ve altın nesil inşa etme hayali ve niyeti ile aynı sofrada maklubeye kaşık salladıklarını unuttuğumuzu mu zannediyor?
Tarihin 15 Temmuz’a akıp gitme sürecinde adeta bir Kuvvayı Milliye gibi mücadele eden Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen’e laf söylemek sizin haddinize midir? Devletimizin en gizli mahfillerine sızmaya ve sonucunda 15 Temmuz Kanlı Darbe Girişimi ihaneti noktasına gelmeye kadar ki süreçte bu ahlaksız yüzük kardeşliğinizin utanması ve arlanması sizde hiç yok mudur?
Sözlerimizi ne kadar çarpıtsanız da, bilinçaltınızda taşıdığınız tarih karşısında suçluluk psikolojisi ve geçmişinin ört bas etme telaşı ile bizleri adeta Devletimize karşı göstermeye çalışsanız da bir ihtimal kelaynakları inandırabilirsiniz!! Ama bizi düştüğünüz fosseptik çukuruna asla çekemeyeceksiniz. Bu konuda fazlaca bir şey söylemeye gerek bile duymuyoruz. Yanarız, yanarız da on yıllardır size sendikacılığı öğretemedik ona yanarız…
Mesele vatansa gerisi teferruat diyen bizler; ne kararlılığımızdan, ne de inandıklarımızdan taviz veririz. Doğru bildiklerimizi her yerde açık seçik söylemeye devam edeceğiz. Çünkü insanı insan yapan, insana bir kimlik veren, onun geçmişinden başkası değildir. Bizim geçmişimiz de geleceğimiz de Rahmetli Rauf Denktaş’ın dediği gibi “Her devrin adamı olmak değil, her devirde adam olmaktır.” Her zaman ülkesini ve milletini canından çok sevmektir. Geçmişimizin verdiği bu güç ve karnımız da ağrımadığı için asla haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmayacağız!
Bu yapıda üye olarak bulunan kıymetli kardeşlerim! Bu sözlerimiz asla size değildir. Ancak sizlerden istirhamımız, artık bu günahalara ortak olmayın. Ayrılın bu Koltuk Sen den. Sakın korkmayın; biz varız! Ateş olsalar cürümleri kadar yeri bile yakamazlar.
Velhasılı kelam
28 Şubat’ta en büyük ağacın arkasına saklanan, Ergenekon sürecinde FETÖ’yle beraber Türk Ordusu’na terörist muamelesi yapan, Çözüm Sürecinde Genel Başkan seviyesinde akiladam (!) çıkaran ve Diyarbakır Meydanı’nda APO’nun mektubunu PKK’lılarla birlikte alkışlayan; ancak makam-mevki çapulculuğu için iktidar organizasyonlarında ellerini ovuşturarak şakşakçılık yapmaktan başka bir kabiliyeti olmayan ve adı maalesef sendika olarak konulan bir paralel çıkar örgütü (PÇÖ), bizlerden konuşurken bir iki defa değil onlarca defa muhasebe yapmalı; önce kirli geçmişiyle hesaplaşıp hakkını yediği milyonlarca kamu çalışanıyla helalleşmeli ve söze öyle başlamalıdır.
Bu sebeple sınır tanımayan iftiraları, ilkesiz ve omurgasız duruşları, rozetleri koltuk takımı ve inançları menfaat olan bu tür paralel yapılarla Türkiye Kamu Sen’in ve Türk Eğitim Sen’in aynı ahlaki ve sendikal düzlemde bulunması mümkün değildir. Bu sebeple, sadece kendi çıkarlarını düşünen ve çıkarları uğruna her şeyi yapmaktan en ufak bir utanç duymayan bu yapının kamu çalışanlarına bir kazanım ve fayda sağlanması; Toplu Sözleşme Masasında bir hak elde etmesi mümkün değildir.
Yani, öyle görünüyor ki tarihin ülkemizi yazan sayfalarında hiçbir şey değişmeyecek. Biz doğru bildiklerimizi söylemeye ve yapmaya devam edeceğiz; birileri de, yanlış ve haksızlık yapmaya devam edecektir. Çünkü herkes cibilliyetinin gereğini yapar…
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Yaşar Şanlı
Şube Başkanı

 

Yazar: teskocaeli1