ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERİMİZ SAHİPSİZ DEĞİLDİR


Öncelikli olarak zor günlerden geçtiğimiz bu günlerde evde kal çağrılarının endişeli fırtınalarına rağmen güzel günlere inananlar ki; gece gündüz demeden göğsünü siper edercesine mücadele eden yürekli hastane çalışanlarına, sınır boyarında, sınır ötesinde ve her caddede emniyetimizi ve onurumuzu muhafaza eden güvenlik güçlerimize, servis araçlarında işe giderken başını otobüsün camına dayamış, zor koşullarda fabrikalarda, inşaat alanlarında insanlık dışı şartlarda çalışan tüm işçi kardeşlerimize, işsiz kalan ekmek kavgasının kahramanlarına, emeğin namusunu hep ayakta tutan tüm emek insanlarına selam olsun.
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın diyor bize tarihin sesi… Bu sebepledir ki; derdimiz insanımız, derdimiz Hak, derdimiz yere damlayan alın terimizin, emeğimizin; yani hak ettiğimizin karşılığı… Türk Eğitim Sen olarak bunun mücadelesini veriyoruz.
Yıllardır avazımız çıktığı kadar haykırıyoruz: ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK KÖLELİKTİR! Aynı okuldayız, aynı işi yapıyoruz; ama emeğimizin karşılığı aynı değil! 7,5 saate 1 gün sigorta yapılıyor. 30 saat derse girseler bile ayda 17-18 gün sigortalı sayılıyorlar. Aylık kazançları ise asgari ücretin 500-600 TL altında…
Bu kadar hakkının yenildiği, seslerinin duyulmadığı yetmezmiş gibi, tüm dünyayı saran ve sarsan virüs nedeniyle yine ötekileştirilen, göz ardı edilen ve “Ne halin varsa gör!” denilen maalesef Ücretli Öğretmen kardeşlerimiz.
Fırat’ın kıyısında gezinen koyunun derdiyle dertlenmekten bahseden ülkemizin yöneticileri, otellerde konaklama ücretlerinde ve hava yolu ile yolcu taşımacılığında indirime giden ülkemizin yöneticileri maalesef ücretli öğretmenlerimizi unutmuştur. Evde Kal çağrısı ile okullarımızı kapatıp evden eğitime geçen Bakanlığımız, ücretli öğretmenlerimizi evlerinde açlığa ve yoksulluğa terk etmiştir. Bu vicdansızlığı anlamak ne mümkün??
Ama biz unutmuyoruz ve asla unutmayacağız. Her gün hatırlatacak, bu vahim hatanın düzeltilmesi, bu insanlık ayıbının, bu eşitsizliğin ve adaletsizliğin sona ermesi için Bakanlığımızın kapısını çalacağız.
Yapılması gerekense çok basit aslında. Bakanlığın ders saatlerine ilişkin kararına / ücretli öğretmenler ibaresi eklenip bu sorun rahatlıkla çözülebilir. Böylece evde kalması istenen ücretli öğretmenlerimiz de bir nebze olsun temel ihtiyaçlarını karşılayabilir. Köleliğe mecbur bırakılmış ücretli öğretmenlerimiz, bir nebze olsun teselli bulabilir.
Buradan bir kere daha haykırıyoruz: Türk Eğitim Sen bana ne olacak değil, BİZ’e ne olacak ortak duygu ve düşüncesiyle hareket eden ve önce ülkem diyen bir sevdanın çoban ateşidir. Nerede haksızlık, nerede zulüm, nerede ötekileştirme ve nerede çığlık varsa Türk Eğitim Sen’in kararlı duruşu ve cesur yüreği oradadır.
Bu vesileyle herkes bilsin ki; ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERİMİZ ÇOCUKLARIMIZIN ÖĞRETMENLERİDİR ve ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERİMİZ SAHİPSİZ DEĞİLDİR!
Yaşar Şanlı
Şube Başkanı

Yazar: teskocaeli1