KAMU OYUNUN VE BASINIMIZIN DİKKATİNE

Bugünlerde kendini bilmez şereften yoksun geçimini düşmanlık üzerine inşa etmiş zevat özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı ve demokratik devletimizi borçlu olduğumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e adeta hakaret etme yarışına girişmiş. 


Binlerce yıllık vatanımızın düşman postalları altında ezildiği, altı yüz yıllık devletimizin paramparça edilerek emperyalistler tarafından paylaşıldığı, ordularımızın dağıtıldığı, dönemin başkenti İstanbul’un işgal altında bulunduğu, padişahın ise doğal olarak tecrit altında tutulduğu bir dönemde Anadolu’nun bağrından çıkıp harap ve bitap düşmüş bir toplumu tek yürek, tek bilek haline getirerek yedi düvele meydan okuyan ve haddini bildiren büyük önder, devletimizin kurucusu, ilk cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk’e açıklamaları ile hakaret eden ruhu çamura batmış bu şahsı lanetliyoruz.


Son dönemlerinde neredeyse girdiği bütün savaşlardan yenilgiyle ayrılmış, Mondros ve Sevr denen ihanetle zaten fiili olarak yok olan bir devleti ve çaresizlik içindeki bir toplumun,Zümrüdü Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmasını sağlayarak devrin en müthiş ordularına diz çöktüren bir kahramana karşı, Devletimizin içinde bulunduğu şu kritik süreçte bile böylesine rövanşist bir yaklaşım içine girenler asla bu ülkenin evlatları olamazlar. Onlar olsa olsa İzmir’de denize dökülen, Galata Limanı’ndan ardına bakmadan kaçan, Gaziantep’te, Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’da bu milletin gerçek evlatlarından dersini alan işgalci, emperyalistlerin ardında bıraktığı gayri meşru kırıntılarıdır. Bunlar, duruma ve güce göre yer ve şekil değiştiren, bazen Fetöcü , gerektiğinde yeni Osmanlıcı, sözde İslamcı ama gerçekte mandacı anlayışın temsilcileridir.

Bu nedenledir ki, bu işgalcilerin kripto tohumları; Anadolu’yu düşman postalından kurtaran, bu millete öz benliğini hatırlatan, özgürlüğünü ve bağımsız, demokratik cumhuriyeti armağan eden Atatürk’ten nefret ederler. Ruhlarını satılığa çıkarmış, kalemlerini kiraya vermiş, zoru gördüğünde kılık değiştirerek fare deliğine saklanmayı, uygun ortam bulduğunda deliğinden çıkarak topluma nifak sokmayı karakter edinmiş bu anlayış, “Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir! O halde ya istiklâl ya ölüm!” diyen yüce değerleri anlayamaz.

İşgal günlerinde düşman saflarında yer alıp nemalanmaya, zafer günlerinde ellerinde bayraklarla sokağa çıkıp kendilerine yer edinmeye çalışan menfaatperverler; Ankara’da yokluk içinde mücadele edilemeyeceğini iddia ederek geri dönmek isteyenlere “İşittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyormuş. Ben kimseyi zorla Milli Meclis’e davet etmedim. Herkes kararında hürdür; bunlara başkaları da katılabilir. Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Arzu ederseniz hepiniz gidebilirsiniz. O takdirde asker Mustafa Kemal, mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, Elmadağ’ına çıkar, orada tek kurşunu kalıncaya kadar vatanı müdafaa eder, kurşunları bitince aciz vücudunu bayrağına sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanını mukaddes bayrağına içire içire tek başına can verir. Ben buna ant içtim.” diyen koca yürekli vatanperverleri anlayamaz.

Altı yüz yıllık koca imparatorluğu bitiren, ülkeye düşman askerlerini yığan, son vatan toprağı Anadolu’yu düşmana teslim eden Sevr’e tek kelam etmeyen kerameti kendinden menkul bu şahsiyetler; Türk milletinin, evlatlarının ana karnında doğranmasına, kadınlarının namusunun çiğnenmesine, ezanların susmasına, camilerin yakılmasına, minarelerin yıkılmasına, bayrağının indirilmesine karşı kıyama durarak asrın en büyük denilen devletlerini dize getirmesini içlerine sindiremez.

Kurtuluş Savaşımızın muazzam zaferini bir türlü kabullenemeyen, için içten içe ağıtlar yakan, Devlete olan kinini Ruhu Türkün kalbinde ölümsüz bedeni anıkabirde istirahata çekilmiş bir şahsiyetin arkasından spekülasyonlar yaparak kusan bu zevatın “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen birini sevmesi mümkün değildir.

Hayatı boyunca bir mazluma sahip çıkmamış, bir adaletsizliğe başkaldırmamış, bir haksızlığı dile getirme cesareti gösterememiş karakter yoksunlarının; ömrü savaş meydanlarında geçmiş, en çetin şartlarda metanetini ve soğukkanlılığını koruyarak olmazı olur kılmış birinin, bir iğde ağacı için döktüğü gözyaşındaki insanlığı anlamaya kapasitesi yeterli gelmez.


Sayısız şehit kanları ile sulanmış bu topraklar üzerinde kurduğumuz Devletimiz bizim en değerli varlığımız, Devletimizin kurucuları bizim gözümüzde muteber, saygıdeğer, kıymetli şahsiyetlerimizdir. Bu erdemli Devleti, demokrasimizi ve Cumhuriyetimizi bizlere hediye eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatanı, milleti, ülkesi ve namusu için canlarını vermekten çekinmeyen gazi ve şehitlerimize bir kere daha minnetlerimizi ifade ediyoruz.

Türk Eğitim Sen olarak “Sahip olduğu bütün değerleri ona borçlu olan, onun kurduğu ülkede yaşama imkânı elde etmiş, onun getirdiği özgürlükler sayesinde bugün olur olmaz her yerde ahkâm kesebilen bu nankörlerin; “Hürriyet ihtimal ki zorla tesis olunur; fakat herkese karşı tolerans göstermekle muhafaza edilir.” sözüyle ifade ettiği hoşgörüyü de ekleyerek gerçekleştirdiği bir mucizeyi, çağları aşan bir şahsiyeti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlaması, ona ve miras bıraktığı değerlerine sahip çıkması mümkün değildir. Anlamadılar, anlayamazlar, anlayamayacaklar… Çünkü çapları yetmez!” diyoruz.
Yaşar Şanlı
Şube Başkanı

Yazar: teskocaeli1