BÖYLEDİR BİZİM SEVDAMIZ

5 bin yıldır bu topraklarda olmanın gururuyla bakıyoruz cihana. 5 bin yıldır nice badireler atlatmış yüce Türk Milletinin sevdalısı bir gönül, tecrübesi bir akıl ve rüyası bir ülküyle son kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin dün Çanakkale’de, İnönü’de, Sakarya’da; bugün 81 vilayetinde “Varlığı Türk varlığına armağan olan” kuvvacılarıyız.
    Hiçbir şeyden, hiç kimseden korkmadık; hiçbir güçlük karşısında yılmadık; zulme uğrayana Ensar, zulmedene Musa olmaktan; hadsize had bildirmekten, cahile laf anlatmaktan, üzerimize tarihi sorumluluk olarak bildiğimiz Türk istiklal ve Cumhuriyeti her daim muhafaza ve müdafaa etmekten vazgeçmedik.
    Sendikacılığı da bu yolda bir hizmet vesilesi, “Sizin en hayırlınız, insanlara en çok faydalı olanınızdır.” Müjdesinde bir fırsat bildik. Akif’in: “Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim. Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.” Vicdanında hayatımıza dair bir görev kıldık. Çalıştık, çalışıyoruz ve çalışacağız. Türk sendikacılık Tarihinin en sarı renkleriyle kire, yandaşlığa ve ötekileştirmeye dönüştüğü bir asra şahitlik ederken; kire, nefrete, öfkeye, zulme, baskıya, şantaja, ötekileştirmeye ve müfteriliğe bulaşmadan, cahillerle dalaşmadan çalışmaya devam edeceğiz.
    Çünkü bu sevdayı; bir önceki genel başkanı ülkemizi hendek savaşlarında onlarca yiğidin şehadet şerbeti içmesine götüren kirli açılım sürecinin âkili, bugünkünün  adı “3,5 Ali” ye çıkacak kadar esnaf, sarı ve yandaş, çukur aynalarda sendika görünümlü tatlı su muhafazakârlığı yapanlar anlayamaz.
   Çünkü bu sevdayı; 28 Şubat sürecinde kamuda yapılan hak ihlallerini diline dolayarak mağdur edebiyatı yaparken, bugün adeta cilt cilt hatırat olacak kadar her öğretmenler odasında en az bir tanesine şahit olduğumuz stajyer öğretmenleri baskıyla üye yapma ahlaksızlığını, insanları iş güvencesiyle, ekmeğiyle tehdit etme zorbalığını sendikacılık zannedenler anlayamaz.
    Bu sevdayı; 28 Şubat sürecine Türk Eğitim Sen’in destek verdiğini iddia edip de 2003 yılında bu sendikaya üye olup tam yedi yıl boyunca bu sendikada kah üye kah okul temsilcisi olarak kanımca hayatının en anlamlı günlerini geçirdiğini unutan; bugün adeta kendi geçmişine hakaret edecek noktada vicdanı ve mazisi evrim geçirmiş öfke ve nefret güdümlü zihinler anlayamaz.
     Çünkü bu sevdayı; gönlünde 1925 yıllarının Fetösü Şeyh Said, Milli Mücadelenin baş düşmanı Mustafa Sabri sevdası ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, kuruluş manifestosu olan Andımız’a, Türklüğe ve Türk milletine öfkesi ve kini olanlar, vatansız, milletsiz, milliyetsiz, tarihsiz ve kimliksiz olanlar anlayamaz. 
   Çünkü bu sevdayı; 2014 yılında uyduruk performans kriterleriyle ilçe ve şube müdürlerinin cellatlığıyla binlerce müdür kıyıma uğrarken mal bulmuş mağribi sevinciyle ellerini ovuşturan, alkış tutan; bugünlerde sınav olacağını duyar duymaz ise aşil tendonu kesilmişe dönen; tüm bu ibretlik hadiseleri izlerken bir de çıkıp performans sistemini biz kaldırdık diyesice bir yüzsüzlüğe sahip olanlar anlayamazlar.
    Evet, ellerinde fenerlerle eğitim çalışanlarını karanlıkla tehdit edenler, şafağın sökmesiyle hükümranlıklarının sona erecekleri kaygı, korku ve endişesiyle; birgün mutlaka hesap vereceklerinin gerçekliğiyle aklını, fikrini ve izanını kaybedenler bu sevdayı anlayamaz.
   Bu sebepledir ki sevdamızı anlayamayanlarla değil; sevdamıza ortak olanlarla beraberiz biz. Bize güvenenlere, bize umut bağlayanlara, yaşadığımız coğrafyaya ve istikbale dair vaatleri olan bizler;
   Milyonlarca kamu çalışanının bel bağladığı 3600 ek göstergenin bir an evvel hayata geçirilmesi için uğraşıyoruz.
    Ne çalışanın ne de emekli olanın yüzünün gülmediği kıt kanaat geçinebilen kamu çalışanının insanca ve umutla yaşayabilmesi için uğraşıyoruz biz.
    Andımız’a hakaret kin ve öfke kusmak için değil; en az 500 Tl iyileştirme zammı için 81 vilayette açıklama yapıyoruz biz.
    Peygamber mesleği olarak gördüğümüz öğretmenliğin mesleki onur itibarının sistemin, velinin ve sarı sendikanın elinde paçavraya dönmemesi için uğraşıyoruz biz.
    Hala teneffüsü olmayan anasınıfı öğretmenlerimiz için, hala maaş karşılığı 18 saat derse giren anasınıfı ve sınıf öğretmenlerimiz için, hala öğle arası yemek yiyemeyen tüm nöbetçi öğretmenlerimiz için, veli tarafından sözlü ve fiili şiddete maruz kalan meslektaşlarımız için uğraşıyoruz biz.
    Kula kul olmaya, kul karşısında eğilmeye, torpil bulmaya tevessül edilesi mülakat sisteminin mesleğe girişten idareci seçimine kadar kamunun tüm alanlarından kaldırılması için; adil, eşit, ehliyet ve liyakat üzere bir sistemin kamuda hayata geçirilmesi için uğraşıyoruz biz.
    Velhasıl ne sizlerle, ne sizler gibi memur düşmanlarıyla, ne de deri koltuklara milyonlarca memuru satanlarla, ve 28 Şubat mağduru görselli baskı, şantaj, tehdit, yandaşlık, Türk ve Atatürk düşmanlığı merkezine dönüşmüş paralel çetelerle uğraşacak vaktimiz yok bizim.
     Varsa vaktimiz, eğitim çalışanlarının derdine derman olabilmek için; varsa ömrümüz, canımızdan çok sevdiğimiz ülkemizi çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarabilmek için; ve dahi varsa yolumuz Hak, adalet, eşitlik, ehliyet, liyakat ve sadece Devlete sadakat içre olanlarla istikbale yürümek içindir.
   Kafası mum gibi olanlar ateşe yaklaşmamalı; zihni halüsinasyon görenler aynaya bakmamalı tavsiyemiz de asla unutulmasın vesselam…    
  

Yazar: teskocaeli1