ASIL KONUYU TARTIŞMAK

Öncelikli olarak Allah gani gani rahmet eylesin. Acımız çok büyük, yaramız çok derin. Mekanı cennet olsun. Acılı aileye Allah sabır versin.
Ancak konu ile ilgili çoğunu yakinen tanıdığımız öğretmenlerin, bu çok taraflı sosyolojik, psikolojik ve bilhassa ekonomik yönler bir tarafa bırakılarak tek suçlu ilan edilmesini şiddetle reddediyoruz.
Pek çok insan bilmez ki o okuldaki fedakar arkadaşlarımız kimselere duyurmadan öyle fedakarlıklar yapmışlar ve dahi yapmaktadırlar ki, aflarına sığınarak bugün bunları ifade etmek elzem hale gelmiştir.
Bugün kamuoyunca hedef tahtasına oturtulmaya çalışan Öğretmenlerimiz
# Maddi durumu yetersiz olan öğrencilerimiz için “Her Ayın 15’i Kumbarası” oluşturarak aralarında toplanan paralarla rehber öğretmen nezaretinde yemek ve kent kart dolum yardımı yapıyor.
# Kantinde maddi durumu olmayan öğrencilere ücretsiz yemek veriyor.
# Giyim mağazası olan arkadaşlarından rica ederek ücretsiz kıyafet verdiriyor.
# Kaymakamlığın Sosyal yardımlaşma vakfına durumu iyi olmayan aileleri yönlendirerek gerekli yardımları almasını sağlıyor.
# Yanlarına gelen “hocam yemek param yok” diyen hiçbir öğrenciyi geri çevirmiyor.
# Veliler bile bazen arayıp “hocam çocuğun yol parası yok rica etsem biraz para verebilir misiniz çocuğuma” dediğinde geri çevirmiyor.
Bunları her isteyen gidip okuldan o okulun velilerinden teyit edebilir.
Yaşanan elim hadiseye sebep gösterilen okula öğrenciyi almama meselesi ise, bizzat Okuldaki öğretmen arkadaşlarımızdan birinin anlattığı hakikat üzeredir:
“Çarşamba günü sabahı öğrencimiz okula alınmıştır. İlk dersin öğretmeni bir grup öğrencinin derse beden eğitimi kıyafetleriyle geldiklerini görüp onlardan eşofmanlarını okul kıyafetleriyle değiştirerek derse gelmelerini istemiştir. Öğrenciler dersten çıkıp tekrar geri dönmeyince ders öğretmeni tarafından yok yazılmışlardır. Daha sonra bu öğrencilerin okul bahçesinde olduklarını gören Müd. Yrd. Enis Örgüç çocukları sınıflarına göndermiştir. O saatten sonra öğrencimizin tüm gün okulda bulunmuş ve derslere katılmış olduğu yoklama fişlerinden de anlaşılmıştır.
İddia edildiği gibi öğrencimiz pantolunu olmadığı için eve gönderilmemiştir.
Okul idaremiz öğrencilerimizden güvenlik nedeniyle (öğrenci harici şahısların kötü niyetle okula girememesi için) öğrenci olduklarını belli edecek kıyafetle okula gelmeleri istemektedir.
Okul kıyafetimiz okul-aile birliği toplantısında velilerimizin isteğiyle belirlenmiştir. Bu kıyafetler her yerde bulunabilecek türden, pahalı olmayan ve istenilen yerden alınabilecek olup ek külfet olmaması için kıyafet üstüne okul arması bile istenmemiştir.
Bayrak törenleri ve sabah duyurularında öğrencilerimize, kıyafet alamayacak durumda olanların idareye müracaat etmeleri halinde kendilerine kıyafet temin edileceği defaatlen söylenmiştir.”
Tüm bu gerçeklerden sonra asıl sorular neden sorulmuyor?
Bu yorgun savaşçı merhum baba mutlu hayallerle Balıkesir’den gelerek kredi ile evini alıp mutlu bir şekilde yaşarken, ekonomik krize girmesi ve hadiselerin bu noktaya gelmesi kimlerin sorumluluğu ve ihmalkarlığıdır?
Türkiye’deki özel sektörde çalışanların büyük kısmının düşük ücrete tabi tutulması ve en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz olması vahametinde istikbalde bizi bekleyen toplumsal travmalara karşı acaba birileri birtakım tedbirler düşünmekte midir ya da çözüm yolları araştırmakta mıdır?
Buradan bizi yönetenlere, 814 bin kilometre karenin vebal ve sorumluluğunu taşıyanlara sesleniyorum: Artık mutfaklardaki bu yangını görün, yüreklerdeki bu acıyı hissedin ve dudaklardaki bu feryadı duyun! İnsanca yaşamak küçük bir topluluğun değil, herkesin, hepimizin hakkıdır, bizi yönetenlerden beklentisidir.
Çaresizliğin ölüme sürüklediği her can, bizim ve bizi yönetenlerin sorumluluğudur; komşu, arkadaş, akraba, millet ve devlet olmamızda fark edemediğimiz eksikliklerimizin ve ihmallerimizin birer utanç tablosudur. Ve artık başta bizi yönetenler olmak üzere herkes taşın altına elini koymalıdır.
Mesele derdi bilmek, derde derman olmak ve tüm hadiselerden kalıcı dersler çıkarmaktır. Mesele yaşanan elim hadiselere hemen bir suçlu bulmak ve tüm faili meçhul acıları o suçluya yüklemek değil, acılara melhem, acıtanlara duvar olmaktır.
İşçi bir babanın zorluklarla okuttuğu bir evladı olarak yaşanan bu elim hadise dolayısıyla derin üzüntülerimi ifade eder, yokluğun iki elini ve yüreğini çaresiz bırakması nedeniyle canına kıyan babaya Allah’tan gani gani rahmet diliyorum.
Yaşar Şanlı
Türk Eğitim Sen Kocaeli 1 nolu Şube Başkanı

Facebook
Facebook
Twitter
Email
Instagram

Yazar: teskocaeli1