BİR İŞİNİZ DE DOĞRU OLSUN.

MEB’in yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemi kapsamında sınavla öğrenci alacak liseleri ve kontenjanları açıklamasıyla birlikte tartışmalar daha da alevlendi. En başından beri ifade ediyoruz.Resmi eğitim kurumları, nitelikli ya da niteliksiz olarak sınıflandırılamaz. Eğer sınıflandırmaya kalkışılırsa, kamu, eğitim hizmetini vatandaşlarına eşit ve adalet bir şekilde sunmadığını, sınıf farkı gözettiğini, toplumu kategorik hale getirdiğini kabul etmiş olur.  Bu sebeple, bu tür ifadeler “fırsat ve imkân eşitliğini” tehlikeye soktuğu gibi, ileride telafisi imkânsız pek çok sorunun yaşanmasına sebep olabilir.

Buradaki sorunların başında tam 33 ilde sınavla öğrenci alacak bir tane bile Anadolu lisesi bulunmaması geliyor.Anadolu liseleri akademik eğitim açısından hayati öneme sahiptir. Dolayısıyla her ilde ve hatta her ilçede mutlaka Anadolu lisesi olmalıdır.
Öte yandan 48 ilde Anadolu lisesi var ama sayısı yeterli değil. Anadolu liselerinin sayısı ihtiyacın çok altında kalmaktadır. Bu durum başarı düzeyi yüksek olan öğrencilerimizin akademik eğitiminin önünü tıkayacak, akademik eğitime darbe vuracaktır.Fen Liselerinin kapasite sorunu nedeniyle karşılayamadığı ihtiyacı illerimizdeki akademik başarısı yüksek olan Anadolu Liseleri karşılamaktaydı. Üniversitelerimiz bilim üreten Tıp, Mühendislik, Bilgi Teknolojileri, Yazılım gibi hayati önem taşıyan bölümlerinin öğrenci ihtiyacını bu akademik liselerimiz karşılamaktaydı.
MEB’in meslek liselerini teşvik etmek, meslek liselerindeki kaliteyi ve standardı yükseltmek için sınavla öğrenci alacak liseler arasında meslek liselerinin sayısını artırmasını olumlu buluyoruz. Ancak burada da ciddi handikaplar bulunmaktadır. Meslek liselerine verilen kontenjanlar kapasitelerinin çok altındadır. Örnek vermek gerekirse, İzmit Yavuz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 9. Sınıf öğrenci kapasitesi 150 iken, sınav kontenjanı sadece 30 olarak belirlenmiştir.Bu durumda okula sınavla giren öğrenciler ile sınavsız giren öğrenciler bir arada okuyacaktır. O halde öğrencilerin sınavla bu liselere girmesinin ne anlamı kalacaktır? Bu örnek bile meslek liselerinin listeye sadece göstermelik olarak alındığını ortaya koymaktadır. Bakanlığın amacı gerçekten meslek liselerinin önünü açmak olsa idi, kontenjan oranlarını öğrenci kapasitesine uygun hale getirirdi.
Bakan İsmet Yılmaz’ın, sınavla öğrenci alan okul listeleri belirlenirken alınan kriterler hakkındaki açıklaması sendikamızı hiçbir şekilde tatmin etmedi. Merkezi Sınavla öğrenci alacak okulların belirlenme sürecinde mahalli kaynaklardan görüş alınmış mıdır? Yerleşim bölgelerinin sosyal durumları, nüfusu, iş kollarının çeşitliliği ve niteliği ve yüzölçümü gibi konularda ARGE birimleri bir araştırma yapmış mıdır? Önceki yıllarda sınavla öğrenci alan ve başarı düzeyi yüksek olan birçok Anadolu Lisesinin merkezi sınavla öğrenci alacak okullar arasına girememesinin gerekçeleri nelerdir? Bu sorulara cevap alınmadığı sürece bu sistemin uygulanabilirliği tartışmalıdır.
Yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte itirazların yükseleceğini, birçok öğrencinin istemediği okula gitmek zorunda kalacağını, yüzbinlerce öğrencinin mağdur olacağını hep birlikte göreceğiz. Adrese dayalı kayıtta çember denilen nasıl olacağı belirsiz bir sistem ile karşı karşıya kalacak öğrencilerimize 5 tercih dayatması yapılmaktadır. 3 okul türünden 3’er tane olmak üzere toplam 9 okul tercihi sunulacaktır. Ama öğrencilere 5 tercih hakkı verildiği için her halükarda öğrenciler 2 tercihini istemediği okul türünden yapmak zorunda kalacaktır.
Sınavla öğrenci alan okulların listesinin açıklanmasının ardından veliler kendince tedbir geliştirmeye başlayacaktır. Çocuklarını istedikleri okula yazdırmak için semt değişikliğine gitmeye hazırlanan, kiralık ev arayan velilerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Bazı okullar için ciddi yığılmalar söz konusu olacaktır. Bu sistem sahte adres beyanına da zemin hazırlamıştır.

Kocaelide şuan 26190 8. Sınıf öğrencisi sınava girecek ve listede Kocaeli’de sınavla öğrenci alan Anadolu ve Fen Liseleri kontenjanının 1410 olduğunu görmekteyiz ve bu da öğrencilerin yaklaşık yüzde 95’inin diğer okullara yerleşmek zorunda kalacağını göstermektedir.
Listede Başiskele ilçemizde 2 meslek lisesi ve 1 anadolu imam hatip lisesi bulunmaktadır.Ancak 2 meslek lisesine ayrılan kontenjan 60 ama gelin görün ki Anadolu imam hatip lisesine ayrılan kontenjan 90.Bu apaçık bir zorunlu yönlendirme değil de nedir.Aynı ilçede 2017 YGS sınavında Türkiye’de Anadolu Liseleri arasında 35. Olan Kocaeli Anadolu Lisesinin liste dışı olmasını kim neyle izah edecek.
Karamürsel ilçemizde listede İmam Hatip Lisesi dışında bir lise olmayışının mantığı ne ola ki.
Kandıra’daki hiçbir lisenin listede olmayışını Kandıra’da okuyan çocuklarımıza biri çıkıp izah edecek mi?
Yine İzmitte 2017 YGS sınavında Türkiye’de Anadolu Liseleri arasında 100. olan Cahit Elginkan Anadolu lisesinin olmayışının bir sebebi var mıdır?

Kocaeli’de 1410 öğrenci kapasiteli liselere giremeyen çocuklar; doğal olarak ailesi dar gelirli ise mahallerindeki liseye gidecektir. Mahalledeki liseler, adrese dayalı öğrenci alacağı için sınıflar heterojen özellik gösterecek ve Fen Lisesi’ni üç soruyla kaybeden çocuk, %60’lık dilime dahi giremeyen çocukla aynı sınıfta öğrenim görmek zorunda kalacaktır. Bu uygulama nitelikli öğrencilerin kaybedilmesine, yok olmasına ve akademik geleceklerinin ipotek altına alınmasına neden olacaktır. Bu çocukların devlete olan inancı ve bağlılığı zarar görecektir.
MEB, yeni ortaöğretime geçiş sistemi ile adeta özel okulların önünü açmıştır. Daha önceleri ekonomik teşvik paketleri ile öğrencileri velileri özel okullara yönlendiren Bakanlık, bu kez de puan oyunuyla öğrencileri özel okullara yönlendirmektedir. Resmen devlet eliyle özel okul dayatması yapılmaktadır. Devletin her çocuğa “Eğitimde Fırsat ve İmkân Eşitliği” sunma görevi olduğu unutulmamalıdır. Bu liste, anne-babaların dişinden tırnağından artırarak çocuğunu özel okula göndermesine zemin hazırlamaktadır. Peki dişinden, tırnağından bile artıramayan, parası olmayanlar ne yapacak? Fırsat eşitsizliğinin tavan yaptığı ülkemizde, bu durum daha fazla eşitsizliğe prim vermeyecek mi? Türkiye’deki bölgeler, iller hatta mahalleler arasındaki uçurum ortadan kaldırılmadıkça, tüm çocuklar aynı imkanlara sahip olmadıkça, hangi sistemi getirirseniz getirin eğitimde ne başarı sağlayabilirsiniz, ne de uluslararası alanda rekabet edebilirsiniz. 

Yaşar ŞANLI
Türk Eğitim Sen Kocaeli 1 nolu
Şube Başkanı

Facebook
Facebook
Twitter
Email
Instagram

Yazar: teskocaeli1